Üyelerimizin alınteri hak ettiği değere ulaşana kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Yine kazanacağız. Bir sözleşmeden daha zaferle ayrılacağız.

Bir yandan Cumhuriyetimizin 100., sendikamızın da 60. kuruluş yıl dönümlerini kutladığımız, bizler için büyük bir övünç kaynağı olan, diğer yandan da henüz ilk günlerinde yaşadığımız deprem felaketi ve neredeyse her gün bir yenisiyle yüzleşmek zorunda kaldığımız sorunlar nedeniyle unutmak isteyeceğimiz, ekonomik ve siyasi açıdan oldukça yoğun bir gündemi olan 2023 yılını geride bıraktık.

Şimdi, sendikal mücadeleye olan inancımız, kararlılığımız, mücadele azmimiz ve umutlarımızla birlikte yeni bir yılın, 2024’ün başlangıcındayız. Birlikte hareket ederek, omuz omuza vererek yeni ufuklara, MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi başta olmak üzere yeni zaferlere doğru hareket edeceğiz. Çünkü bizim, birlikte mücadele etmekten başka çıkar yolumuz yok.

Bizim talebimiz de, gerçeğimiz de ortada. Biz, yeni haklar elde etmek, yaşam koşullarımızı iyileştirmek istiyoruz. Yeni yılı hak mücadelesi verirken karşılamak zorunda bırakılan, geçinebilmek için yaşam alışkanlıklarından feragat eden, üreten, değer katan, karşılığında hakça bölüşüm isteyen on binler olarak 26 Eylül’de başladığımız Grup Toplu İş Sözleşmesinde işverenlerin karşısına gayet net, kabul edilebilir ve haklı taleplerle oturduk. 

Üyelerimizle birlikte hazırladığımız taslakla, Türkiye’nin en önemli, en büyük işyerlerinde çalışan emekçileri daha iyi yaşam koşullarına kavuşturmak için mücadelemize başladık. Her dönemde olduğu gibi, bu dönemde de sosyal diyalog anlayışıyla hareket ettik. Ancak bu yapıcı yaklaşımımız karşısında MESS, kabul edemeyeceğimiz bir teklifle karşımıza çıktı. Biz, yıllardır birbirini tanıyan iki sosyal taraf olarak uygar bir şekilde pazarlık etmeyi beklerken, MESS, uzattığımız eli havada bıraktı. Biz de uyuşmazlık tutanağını tutarak masadan kalktık.  

Biz, bu sözleşmeye Cumhuriyetimizin 100. yılından ilham alarak girdik. Sözleşmenin adını “Cumhuriyet Sözleşmesi” olarak belirledik. Onun adına yakışır bir şekilde de sonlandıracağız. Çünkü biz o masaya otururken üyelerimizden gelen talepleri kılavuzumuz yaptık. Tek bir üyemizi mağdur etmeden, onların alınteri hak ettiği değere ulaşana kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Yine kazanacağız. Bir sözleşmeden daha zaferle ayrılacağız. 

Evet, biz uzlaşmadan yanayız, ancak mücadele etmekten, direnmekten, birlik olmaktan, üretimden gelen gücümüzü kullanmaktan bir an bile çekinmedik. Dedim ya, Türk Metal ve MESS yıllardır birbirini tanıyan iki sosyal taraftır. Bizim ne yapabileceğimizi, gücümüzü nasıl kullanabileceğimizi en iyi MESS biliyor. Türk Metal üyesi yiğit kardeşlerimin yıllardır sergilediği mücadele, metal emekçilerinin birlik olduğunda yapacaklarının sınırı olmadığını gösterdi. Biz, bütün zaferlerimizi birlikte hareket ederek elde ettik. Şimdi yine birlikte hareket ederek, “eylemse eylem grevse grev” diyerek Türk Metal tarihinin şanlı sayfalarına bir zafer daha ekleyeceğiz. 

Şunu unutmayalım, Türkiye işçi sınıfı bizi, bizim vereceğimiz mücadeleyi, kazanacağımız zaferi bekliyor. Geçtiğimiz günlerde, ülkemizin en büyük emek ocağı, konfederasyonumuz TÜRK-İŞ’in 24. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Dayanışmanın bir kez daha ön plana çıktığı Genel Kurula katılan sınıf kardeşlerimizin gözü kulağı MESS Grup Toplu İş Sözleşmesindeydi. Önce sözleşmemizden zaferle ayrılacağız, sonrasında da Türkiye işçi sınıfını hak ettiği refah seviyesine ulaştıracağız. Bunu biz yapabiliriz, Türk Metal’in yiğit üyeleri yapabilir. 

Bazı işverenlerin her fırsatta dile getirdikleri gibi, geçtiğimiz günlerde, özellikle asgari ücret tartışmaları sürerken kimi çevrelerin ülkenin ekonomik olarak zor günlerden geçtiğini, sanayinin küçüldüğünü, ihracat rakamlarının düştüğünü buna karşılık işgücü maliyetlerinin yükselmesinden endişe duyduklarını belirten açıklamaları oldu. Evet, ülkemiz zor günlerden geçiyor olabilir, sizin ihracat rakamlarınız düşmüş olabilir ama bu durum bizlerin, emekçilerin insanca yaşam hakkını ellerinden almanıza neden olamaz. 27 Aralık’ta asgari ücret hükümet ve işveren temsilcilerinin ortak kararıyla açıklandı. Kağıt üzerinde iyi bir artış yakalanmış gibi görünse de yeni asgari ücret artan vergilerle, gelen zamlarla daha cebe girmeden erimeye başladı. Ülkemizin en önemli gerçeği haline gelen asgari ücretin ortalama ücrete dönüştüğü çalışma yaşamında karşılaşılan bu durum, emekçileri her geçen gün daha çok yoksullaştırıyor. 

Bizim bu sorunu ortadan kaldırmamız lazım, asgari ücretle çalışan sayısını düşürmemiz, milyonlarca çalışanı yoksulluk sarmalından kurtarmak için mücadele etmemiz lazım. Bunu sağlamak için de örgütlenmeli, birlikte mücadele vermeliyiz. Evet, biz örgütlenmeliyiz… Ezilenler, sömürülenler, iş güvencesinden yoksun, gelecekleri işverenlerin iki dudağının arasında olan milyonlar olarak örgütlenmeli, birlikte mücadele vermeliyiz. Biz bunun için çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz.

17. Olağan Genel Kurulumuzda koyduğumuz 300 bin hedefine her geçen gün yaklaşıyoruz. Bu dönemde yeni arkadaşlarımız aramıza katıldı, örgütlenme büromuzun güncel verilerine göre üye sayımız 290 bine yaklaştı. Onlara hoş geldiniz diyorum, sizlerle birlikte daha güçlüyüz... Bu hedef sizi yanıltmasın, hedefe ulaştığımızda örgütlenme mücadelemizi sonlandıracak değiliz, biz hiçbir zaman bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Tüm emekçiler huzur içinde bir çalışma ortamına kavuşana, refah seviyeleri artana kadar örgütleneceğiz, örgütlenmeye devam edeceğiz…

Evet, yoğun bir gündem ve mücadele içinde 2024 yılına girdik. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını için bir temel inşa edeceğimiz bu yılın emek mücadelesi adına zaferler dolu olmasını diliyor, üyelerimiz başta olmak üzere tüm işçi sınıfına, halkımıza ve tüm insanlığa barış, huzur, sağlık ve adalet getirmesini umut ediyorum.